18 Haziran 2012 Pazartesi

hayatın cilveleri

 uzun zamandır böyle sinirlenmemiştim doğrusu. erkeklerin kızı tavlayana kadar ayar verip sonrasında istediklerini alamayınca neden anlamsız triplere ve öküzce davranış içine girmelerine bi anlam verememekteyim.bide karşındaki egosu yüksek biriyse,o kendine çok güvenirya dünyadaki en yakışıklı ve dayanılmaz erkek o'dur yaa.o bitanedir yaaaaaaa.hah pabucumun eşeleği hadi ordan.ya sen kimsin allah aşkına nedir bu havalar??bütün gece yeniden başlayalım ben tamamen hayatımı değiştirdim sadece sana yalvarıyorum geri dön nolurr diye ölüp biten bir mahluğun kesin bir dille yüz kere olmaz deyişimden sonra yüzsüz yüzsüz iyi be senlemi uğraşıcam naparsan yap deme cesaretine hayran kaldım doğrusu.lan daha biraz önce sana siktiri bizzat ben bastım daha neyin tribindesin anlamıyorumki!!


işte bişeyi elde edemeyince bukadar saçma sapan davranış sergileyip karşındaki insanın gözünde küçülmek iki dakikalık süreye bakyıo.haa karşıdaki insana bişey olmuyo sadece hayatında olmayan ama girmeye çalışan gereksiz parazitleri görmesini sağlıyo bi anlamda gözünü açıyo.sadece dehşet dolu gözlerle bakıyorum yapılanlara,söylenenlere..hayırdır kardeş birinemi baktın ben o sandığın avanaklara benzemem diyesim geliyoda yok büyüklük bizde kalsın yine. aynaya her baktığında kendini yakışıklı,çekici,bütün kızların etrafında pervane olduğunu,elde edemeyeceği bi kızın olmadığını sanan aklı evveller ciğeri beş para etmez adamlar!! karakter olmadıktan sonra ister bulunmaz hint kumaşı ol ne fayda işte bunu anlamaya kapasite lazım.böyle kuş beyinlere haddini bildirmek lazım.
işte bunun gibi ahmakların sağlam kayaya çarpınca kaçacak delik aramalarını şimdi daha iyi anlıyorum.bu utançla o kafayı değil biryere götünede soksan sadece bir hiçsin;)))

14 Haziran 2012 Perşembe

02:48



boşa kürek çekiyorum..benimkisi olmuycak duaya amin demek gibi birşey.yani hayatta olduramadğın şeyleri zorlamıycaksın,akışına bırakıcaksın.susup oturucaksın arkadaş!,,evet bende öyle yapıyorum.. vaktimi,ev arkdaşımın önerisi how ı met your motherı izleyerek(sanırım o biliyodu beni zor günlerin beklediğini) ve izlemek isteyipte 2 saat arayıp açamadığım filmlere küfredip ardından saçma sapan bi filmi açıp yine 2 saat boyunca offfff ne zaman biticek şu lanet film diyerek geçiriyorum çok güzel değil mi??ha bi de bir umut çalar diye ümitsizce baktığım telefonumla olan anlık bakışmalarımızı es  geçmeyelim.mutsuz olmam için daha başka ne olabilir ki??.halbuki şuan ben harika bir tatilin içinde olabilirdim..marmaris,bodrum ordan antalya..ohh miss..ama ben napıyorum salakça oturup  evde tıkılıyorum ve bütün yazımın mahvolmasını iziliyorum öylece.belkide hayatımın hatasını yapıyorum tam anlamıyla saçmalıyorum.ben bu değilim.ne olmak istediğim yerdeyim,ne yapmak istediğim şeyi yapmaktayım.ama gariptirki bazen içinde olmak istemediğim durumlardan bile sıkılmıyorum.zamanla alışıyosun yavaş yavaş benimsiyosun,onla yaşamayı öğrenince de o sahte kimlik yapışıveriyo üstüne sanki. işte alışkanlık en büyük saçmalık!! sana zarar verdiğini bile bile vazgeçmeye kıyamamanı sağlayıp seni ele geçiren,evet ben güçlü biriyim duygularımla değilde mantığımla hareket ediceğim dediğin anda aklına hemen fitne sokan,vazgeçtiğin herşeyi gözünün önünden oskarlık bir film gibi geçiren,kalbinden söküp atmak istediklerini süper bişeymiş gibi beynine zorla sokmayı başaran adi bi duygu.ama yeri geldiğinde yeter beeee diyip yumruğu masaya indirmek lazım.ne kişiliğimizden ne tavrımızdan ödün vermeliyiz.böylece ne olmak istemediğimiz bir durumun içinde oluruz ne de saatlerce oturup kendimize laf anlatmak zorunda kalırız.keşke insan hayatını bir düğmeye basarak durdurup istediği yere müdahale edebilse,istemediği sahneleri çıkarıp,gıcığına giden birine gerçek hayatta tam dilimizin ucuna gelipte söyleyemediğimiz şeyleri söyleyip ardından kess sesini götten bacak diye doya doya bağırabilse..işte hayat ozaman daha bi güzel olurdu...

8 Haziran 2012 Cuma

SAÇMALARDAN SEÇMELER

yine bir akşamüstü..içim buruk bir şekilde susuyorum.sustukça çoğalıyor sesim,çoğaldıkça kulaklarımı patlatmak istercesine biraz daha artıyor adeta sağırlaşıyorum kendi sessizlğimdee..yattğım o kıç kadar yerde pencereden esen hafif ılık rüzgar tenimi okşuyor..o da bu sessizliğin fon müziğini yapmaktan gurur duyar gibi..ciğerlerime dolan soğuk havayı içime çekerken ruhum bütün kötülüklerden arınıyor,yeni doğmuş gibi saf ve temiz hissediyorum bütün benliğimi.bir kere, bir kere daha soluyorum hayatın bütün acımasız ve sahteliğinden sıyrılmak için bir yandanda gün yavaş yavaş ilerlerken günün geri kalanında ne yapıcağıma karar vermek için zihnimi kurcalıyorum. zevkli bir romantik komedi hiç de fena olmaz diye düşünürken birden kapı çalıveriyor.adım atmaya bile halim yokken kapıya doğru yürümeye başlıyorum.kapıyı saatlerce birini bekler gibi açıp sonucunda hiç bişey bulamamak küçükte olsa anlık bir hayal kırıklığı yaşatıyor bende.bahçeye yöneliyorum ama yine bişey yok.umutlar dünyasında yaşıyoruzya hala sağıma soluma bakmaya devam ediyorum ama etrafta benden başka kimsecikler olmadığını saniyeler sonra idrak ediyorum.peki kimdi bu davetsiz misafir?? Aman tanrım! yoksa bir soyguncu mu ya da bir seri katil mi !!aklımdn bir saniyede  sonu gelmeyen bu  komplo teorilerini üretirken kapının biraz ilerisinde küçük bir zarf görüyorum.en az benim kadar sizde merak ettiniz değil mi?yazanları aynen aktarıyorum.."not:şu an sonu olmayan bir hikayeyi okuyorsunuz."..şimdi bu aptal kız niye yazıyı böle bitirdi diye düşünseniz hatta küfretseniz hakkınız var.ama  bugün  bir uğursuzluktur gidiyor.eee haliyle bende mala bağladım.biraz önce dayım asansörde kaldı elektrikler gittiği için  bir panik sorma  şimdi de Tekirdağ'da deprem olduğunu öğrendim..umarım kazasız belasız bişey olmadan geçer gider.burdan tek okuyucum sarı kızımı öpüyorum geçmiş olsun bebeğimmm...